...
19/11/2009 ·
önce yitirdim avucumda elinin sıcaklığını
senin sonra elinin yumuşak ağırlığını yitirdim avucumda sonra elini
ve ayrılık parmaklarımızın birbirine ilk değişinde başlamıştı çoktan ama yine
de ansızın yitirdim seni..
ayrılık üzerine..
19/11/2009 ·
ne ben sezarım,
ne de sen brütüssün...
ne ben sana kızarım
ne de zatın zahmet edip bana küssün..
artık seninle biz,
düşman bile değiliz..
aşk üzerine..
19/11/2009 ·
"bir aşk için yapabileceğin her şeyi yaptığına inanıyorsan ve buna rağmen hala yalnızsan, için rahat olsun.
giden
zaten gitmeyi kafasına koymuştur ve yaptıkların onun dudağında hafif
bir gülümseme yaratmaktan başka hiçbir işe yaramayacaktır.
sen
kendini paralarken o her zaman bahaneler bulmaya hazırdır. hani ağzınla
kuş tutsan "bu kuşun kanadı neden beyaz değil?" diye bir soruyla bile
karsılaşabilirsin..
iki ucu keskin bıçaktır bu işin. yaptıklarınla
değil yapmadıklarınla yargılanırsın her zaman. bu mahkemede hafifletici
sebepler yoktur. iyi halin cezanda indirim sağlamaz. sen, "ama senin
için şunu yaptım" derken o, "şunu yapmadın" diye cevap verecektir. ve
ne söylesen karşılığında mutlaka başka bir iddiayla karşılaşacaksındır.
üzülme, sen aşkı yaşanması gerektiği gibi yaşadın. özledin,
içtin, ağladın, güldün, şarkılar söyledin, düşündün, şiirler yazdın.
"peki o ne yaptı" deme. herkes kendinden sorumludur aşkta."
15/1/2008 ·
-bekleme o gelmeyecek. ruhunu kıvrandırsa da içine sinmiş hayali, bir
daha sesi sesine değmeyecek. imgende defalarca ruhunu fethetmiş tatlı
sözleri, seni bir daha titretmeyecek. gözlerinden alıp götürdüğü yaşama
sevinci, sana geri dönmeyecek. akııttığı gözyaşlarını sana geri
getirmeyecek. çaldığı mutluluğunu ellerine sermeyecek. uğruna yazdığın
satırları hiç görmeyecek. hiç durmadan söyleyip durduğun şarkıyı
bilmeyecek. senden damla damla akıp kaybolan hayatın tekrar bedenine
gelmeyecek
bekleme işte o gelmeyecek
hiç olmadığın kadar 'sen' sin şimdi...
15/1/2008 ·
aski doguran sey nedir;
o yakinligi iki can arasinda?
ve kopus ne zaman baslar?
ne zaman biter bir sevda?
bir kurt gibi icten ice
gelisip buyur curume
bir an gelir ki ayni mekandasinizdir
ayri duygusal zamanlarda
8/1/2008 ·
ayagina kapanip butun gencler yalvarmis
bu esi bulunmayan guzeli almak icin.
erimisler ask denen alevden icin icin,
gunesin sicagiyla eriyen karlar gibi;
hepsinin bu sevdadan hicran olmus nasibi...
boyle yasiyorlarken dunyalarina kuskun,
guzel kiz davet etmis asiklarini bir gun.
demis: "elbet veremem gonlumu hepinize,
fakat bir musabaka aciyorum ben size:
en guzel, en kiymetli inciyi bana her kim
getirirse onunla artik evlenecegim..."
asiklar mallarini feda edip satmislar,
dort taraftan en buyuk inciyi aratmislar.
yuzlerce sene evvel bir saz sairi varmis;
bu gencin de gonlunu o kizin aski sarmis.
aklini alivermis gok ela renkli gozler;
her dakika biricik sevgilisini ozler,
her dakika aglarmis, sizlarmis, ah edermis;
askindan perisanmis. mahzunmus. derbedermis...
duymus musabakayi bu asik da nihayet,
"inci nedir?" diyerek o anda etmis hayret.
cunku o ana kadar inciyi bilmiyormus.
"inci nasil sey?" diye bir ihtiyara sormus:
"ben onu hic gormedim, gezdim de diyar diyar."
demis ki zavalliya gulumseyip ihtiyar:
"guzel bir tastir inci, kadinlarin susudur;
durdugu yer onlarin acik, beyaz gogsudur.
denizden ciktigindan, pahalidir gayetle..."
bu sozleri duyunca asik bakar hayretle,
der ki: "ben, deniz nedir, onu da bilmiyorum."
ihtiyar denizi de anlatir: "dinle yavrum,
bu oyle bir sudur ki ufuga kadar acik,
bazan dalgalar vardir kiyisinda ufacik;
bazan firtina cikar, hava olunca lodos,
deniz birden kudurup kayalara vurur tos.
sen karada gezmissin, belli, bu yasa kadar.
bu daglarin ardinda cok uzak bir deniz var.
pek merak ediyorsan yuru, memleketler as."
saz sairi, bu sozler bitince, yavas yavas
denizi bulmak icin seyahate koyulur,
uzun yollar ustunde harap olur, yorulur.
nihayet gok topraga isigini dokerken
bir sahile yaklasir henuz safak sokerken...
aradan bir yil gecip nihayet muhlet bitmis,
asiklar akin akin kizin yanina gitmis.
hepsi de dizilmisler onune birer birer:
ellerinin ustunde donuk, beyaz inciler.
guzel kiz seyre dalmis, oturarak yerine;
ipek elbisesinin uzun eteklerine
butun delikanlilar koymus hediyesini!
gozlerini acarak herkes kesmis sesini:
"acaba hangisini kabul edecek?" diye...
disardan bir gurultu duyulmus o saniye:
"birakin, muradima ben bugun erecegim,
birakin sevgilime inciler verecegim..."
"o da getirsin" diye guzel kiz vermis izin,
sair iceri girmis, tereddut etmeksizin.
anlatmis kalbindeki sizlayan bir yarayi,
anlatmis uzun uzun butun bu macerayi...
"ben bir sair asikim, elimde bir kirik saz,
yapyalniz yasiyorum, derdim cok, sevincim az.
o guzel gozlerine bir pinar gibi gonlum
yillarca aka aka tukendi tahammulum.
fakat seni unutmak gelmiyordu elimden...
ve bir gun isittim ki inci istemissin sen.
ama bu ana kadar gormemistim ben onu,
ogrendim bu incinin denizde oldugunu.
deniz nerde? diyerek ariyordum bu sefer;
askinin kuvvetiyle astim daglar, tepeler.
nice ulkeler gezdim, nice daglar dolastim,
bir sabah, sonu gelmez bir denize ulastim:
gunes icinden dogup icinde batiyordu;
sular arzin ustune yaslanmis yatiyordu.
ruzgar yavas esiyor, engin sessiz, durgundu;
vucudum aylar suren yolculuktan yorgundu.
askinla geliyordu kalbime kuvvet yine;
indim buyuk denizin o buyuk sahiline
incileri topladim, ugrasip didinerek!..."
asikin sozlerini dinlerken kadin, erkek;
sair omuzundaki bir torbayi uzatmis,
yere, bagini cozup, incileri bosaltmis.
fakat o anda herkes kahkahalarla gulmus:
cunku inci yerine cakiltasi dokulmus.
guzel kiz genc asika demis: "bunu iyi bil:
bu, parayla alinmis incilere mukabil,
senin cakiltaslarin cok degerlidir elbet;
sair! yasayacagim seninle ilelebet..."
hep boyle kal
25/12/2007 ·
herkes birşeyler aldı götürdü benden
kimi umutlarımı
kimi inançlarımı
kimi en güzel duygularımı
sen başkalarına benzeme sakın hep böyle kal hep böyle kal
hep bana yakın
herkes bir şeyler aldı götürdü benden
kimi bugünlerimi
kimi yarınlarımı
kimi en güzel duygularımı
sen başkalarına benzeme sakın
hep böyle kal hep böyle kal hep bana yakın
6/12/2007 ·
ayırmışlar seni benden
aramızda cam bölme
biliyorum ordasın sen
şu camın arkasındasın
şu incecik
şu zavallı
renkli camın ardındasın
yapayalnızsın
uzanmışsın soylu çıplaklığınla
ama çıplak değilsin
pembesin
yeşilsin
morsun
kızılsın
saçlarınla oynuyorsun durmadan
sabah kesip kısa kısa
akşam uzatıyorsun
gözlerinle oynuyorsun durmadan
gözyaşın değişmiyor
gülüyorsun pencereden sokağa
kuytuda ağlıyorsun
bekliyorsun ağlayarak
o mavi kuşu
biliyorum
biliyorsun dilini duvarların
kapıların karanlığa kapanışını
gece köpek seslerini yolcu uçaklarını
filmin öbür yarını
sonun ardını
çiçekli balkonların gizli yanlızlığını
aşkın kedi çığlığını ıslaklığını
içkinin yasalara amansız düşmanlığını
duyuyorsun
biliyorum
yaşıyorsun çırılçıplak
ama işte ardındasın şu camın
kozanın içindesin
saçlarınla oynuyorsun durmadan
gözlerini boyadıkça artıyor dalgınlığın
bekliyorsun
biliyorum
bekliyorsun ağlayarak
a mavi kuşu
bense öbür yüzünde zavallı camın
vangölü’nün karanlık sularını çılgınca
çılgınca kulaçlıyorum kavuşmak için sana:
-tamarraaaa
ah tamarraaa
güzel tamarraaa!
bitmiyor su
bitmiyor su
kıyı kaçıyor
çığlıklarım karışıyor karanlık dalgalara
varıyorlar bizden sonra seninle bana
anlıyorlar bizden sonra seninle beni
sen bir avuç barut külü bir yanda
ben bir avuç ateş külü bir yanda
durur küller arasında yalnız ve uzak
o incecik
o zavallı
cam bölme.....
1/11/2007 ·
bencil, ruhsuz ve boş gözlerle
karşımdasın yabancı halinle
bu ilk değil ama daha önce
bu son demen bu kadar koymamıştı niye
terkederken yanına al kara kaplı defterini
akıtırsın kaleminden son sözünü iki yüzünü
her nereye gidersen
kendinle yüzleşirken kimse duymaz yalan söyle
terkettiğin şehirler yarım kalmış şiirler
sustukların büyür içinde
her nereye gidersen
neden durur masanın üstünde
bomboş bir kağıt sevdiğin kalemle
erken gelmeseydim
yazacakmıydın üstüne
bıraktığım yerde ama mutlu kal diye
terkederken yanına al kara kaplı defterini
akıtırsın kaleminden son sözünü iki yüzünü
her nereye gidersen
kendinle yüzleşirken kimse duymaz yalan söyle
terkettiğin şehirler yarım kalmış şiirler
sustukların büyür içinde.
(bazen de sustukların anlatır seni...)
Yorum (yok) Yorum yaz!son bir veda..
27/10/2007 ·
How I needed you
How I bleed now you're gone
In my dreams I can see you
But I awake so alone
I know you didn't want to leave
Your heart yearned to stay
But the strength I always loved in you
Finally gave way
Somehow I knew you would leave me this way
Somehow I knew you could never stay
And in the early morning light
After a silent peaceful night
You took my heart away
In my dreams I can see you
I can tell you how I feel
In my dreams I can hold you
It feels so real
And I still feel the pain
I still feel your love
I still feel the pain
I still feel your love
Somehow I knew you would leave me this way
Somehow I knew you could never stay
And in the early morning light
After a silent peaceful night
You took my heart away
I wish you could have stayed...
nasıl ihtiyacım var sana!
gittiğin için ne kadar acı çekiyorum!
düşlerimde seni görüyor,
o kadar yalnız uyanıyorum ki...
biliyorum gitmeyi hiç istemedin.
kalbin kalmak için can atıyordu.
ama o çok sevdiğim direncin sonunda pes etti.
bir şekilde biliyordum beni bu şekilde terk edebileceğini,
bir şekilde biliyordum asla kalamayacağını,
ve sabahın ilk ışıklarıyla,
sessiz huzurlu bir gecenin ardından,
kalbimi götürdün yanında.
düşlerimde seni görebiliyorum,
sana anlatabiliyorum nasıl hissettiğimi,
düşlerimde sana sarılabiliyorum,
ve o kadar gerçek geliyor ki...
hala hissediyorum acıyı,
hala hissediyorum sevgini,
hala hissediyorum acıyı,
hala hissediyorum sevgini,
bir şekilde biliyordum beni bu şekilde terk edebileceğini,
bir şekilde biliyordum asla kalamayacağını,
ve sabahın ilk ışıklarıyla,
sessiz huzurlu bir gecenin ardından,
kalbimi götürdün yanında...
isterdim, o kadar isterdim ki kalabilmeni...
« Öncesi ::